Bu haber kez okundu.

YORUM | Enine boyuna yabancı kuralı

YORUM | Enes Koca @eneskocaa

Artık geleneksel hale gelen yabancı kuralı tartışma sezonu açıldı. Kulislerde kuralın değişeceği yönünde fısıltılar kulaktan kulağa dolaşıyor. Kulakta durduğu gibi de durmuyor, dışarı taşıyor. Git gide büyüyor, dallanıp budaklanıyor, ülkede fikri en fazla merak edilen spor yazarından, Anadolu’nun ücra köşesindeki kıraathanenin müdavimlerine kadar herkesin gündemine oturuveriyor. Fakat konu hakkında görüş belirten herkesin atladığı ve bu yüzden fikirlerinin de yüzeysel kaldığı bir konu var; o da Avrupa Birliği pasaportu ve bu pasaportun futbola olan etkisi…

Peşinen şunu belirteyim, şartsız yabancı serbestisini savunan zümrenin, genç oyuncularımızı Avrupa’ya ihraç etmemiz gerektiği yönündeki görüşlerine tamamen katılıyorum. Fakat “Avrupa’ya nasıl daha fazla oyuncu gönderebiliriz?” sorusuna verdikleri cevap beni tatmin etmiyor. Genelde bu soruyu Cengiz’i, Merih’i, Çağlar’ı, ya da Ozan’ı örnek göstererek yanıtlıyorlar. Haksız da sayılmazlar. Yalnız atladıkları bir şey var, bu isimlerin tamamı Türkiye’de potansiyellerini gösterebilecek fırsatları bulabildiler. Ya bulamayanlar?

Hemen herkes gibi ben de futbolcunun oynadıkça gelişeceğine, seviye atlayacağına inananlardanım. Fakat biz futbolcularımıza oynayabilecekleri, kendilerini gösterebilecekleri fırsatları yaratabiliyor muyuz? Sorulması gereken soruların başında bu geliyor. Genç futbolcularımızın bir kısmı arafta kalmış durumda. Hem AB pasaportuna sahip olmadıkları için Avrupa liglerine gitmekte zorluk yaşıyorlar, hem de ligimizde şartsız yabancı serbestisi olduğu için kendilerini gösterip geliştirebilecek fırsatlar bulmakta güçlük çekiyorlar. Daha iyi anlaşılabilmesi adına konuyu madde madde ele alalım.

European Union flagEuropean Union flag

Avrupa Birliği pasaportunun transfere etkisi

Genç yerli oyuncuların Avrupa liglerine transferi konusunda önümüzdeki en büyük engel Avrupa Birliği pasaportu. Avrupa’nın 5 büyük liginin üçünde; İspanya, İtalya ve Fransa’da, AB pasaportuna sahip oyuncular yerli statüsünde oynarken, pasaportu olmayan oyuncular yabancı kuralına tabi tutuluyorlar. İspanya 3, Fransa 4, İtalya ise 5 yabancı oyuncuya izin veriyor. Takımlar da genellikle bu yabancı haklarını Güney Amerikalı ya da Afrikalı oyunculardan yana kullanıyorlar.

Kulüpler yabancı haklarını Türkiye, Rusya ya da Ukrayna gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan Doğu Avrupa ülkeleri oyuncularından yana kullanacakları zaman çok titiz davranıyorlar. Cengiz Ünder gibi, Yusuf Yazıcı gibi, Merih Demiral gibi belirli bir seviyede kendini göstermiş oyuncuları tercih ediyorlar. Sınırlı yabancı kontenjanlarını, üst seviyede kendini gösterme fırsatı bulamamış genç oyuncularla doldurma riskine girmiyorlar.

Bu ülkelerden oyuncu almaktansa Fransa’dan, İspanya’dan ya da daha küçük ölçekli Sırbistan’dan, Hırvatistan’dan AB pasaportuna sahip genç oyunculara yöneliyorlar. Bu Avrupalı oyuncular kendilerini ispat etmemiş olsalar dahi sırf AB pasaportuna sahip oldukları için, başka bir deyişle yabancı kontenjanında yer işgal etmedikleri için şans bulmakta zorlanmıyorlar. Pasaportu alan Üsküdar’ı geçerken, pasaportsuzlar “fırsat bulabilirlerse” kendi ülkelerinde yeteneklerini göstermeye çalışıyorlar.

Aşağıdaki grafikte AB pasaportu uygulamasının geçerli olduğu büyük liglerde hangi ülkeden kaç futbolcunun oynadığını görebilirsiniz. (Kendi ülkesinin liginde oynayan oyuncular dikkate alınmamıştır.)

 

Serie A

La Liga

Ligue 1

Toplam

Fransa

19

25

-

44

İspanya

18

-

10

28

Sırbistan

14

9

6

29

Hırvatistan

11

5

6

22

Türkiye

3

3

2

8

Rusya

0

1

2

3

Ukrayna

2

2

0

4

(Hakan Çalhanoğlu, Mert Müldür ve Denis Cheryshev AB vatandaşı oldukları için dahil edilmemişlerdir.)

Şartsız yabancı serbestisi ve AB pasaportu ilişkisi

Malumunuz ülkemizde şartsız bir yabancı serbestisi uygulanıyor. Bu uygulama, yurt dışındaki AB pasaportu uygulamasıyla birleşince, genç oyuncularımızın Avrupa’ya transferlerini iyiden iyiye zorlaşıyor. Nasıl mı? Şöyle ki; yarışma koşullarında bulunan Süper Lig takımları altyapıdan çıkan genç oyuncuları oynatıp risk almıyorlar, alamıyorlar. Kulüpler ya yabancı oyunculara yöneliyorlar ya da tecrübeli yerli oyuncularla yarışmanın içerisinde kalmaya çalışıyorlar.

AB pasaportuna sahip olmadığı için kolay kolay yurtdışına gidemeyen genç yerli oyuncular, ligde de yarışma koşullarında kendilerini gösterebilecek fırsatları bulamadıkları için arafta kalıyorlar. Halbuki Cengiz Ünder gibi Yusuf Yazıcı gibi şans bulup kendilerini gösterebilenler pasaport sorununa rağmen Avrupa’ya gidebiliyorken, fırsat bulamayanların kariyerleri TFF 1. Lig’e ya da 2. Lig’e doğru yöneliyor.

Alt liglere olan bu yönelim A Milli Takım’ın oyuncu havuzunu da kötü etkiliyor. Genç oyuncularımız ne Avrupa liglerinde ne de Süper Lig’de oynayamadıkları için bir üst seviyeye, A Milli Takım seviyesine çıkamıyorlar. Hal böyle olunca biz de mecburen Almanya’da yetişen Türk oyunculara bel bağlıyoruz.

Cenk Tosun EvertonCenk Tosun Everton

En zoru Premier Lig

Avrupa’nın 5 büyük liginden 3’ünde AB pasaportu arandığını söylemiştim. Peki kalan ikisinde durum nasıl? İngiltere’de şartlı sınırsız bir uygulama var. Transfer edilecek yabancı oyuncularda milli olma şartı aranıyor. Oyuncunun çalışma izni alabilmesi için, son iki sezondaki milli maçlarda oynama ya da kadroda bulunma oranına bakılıyor. Bu uygulamada FIFA sıralaması baz alınmış. Eğer oyuncu ülkesinin son iki sezonda oynadığı milli maçların %70’inde kadroya seçilmişse çalışma izni alabiliyor.

Kendi ligimizde süre veremediğimiz genç oyuncular milli takıma yükselemedikleri için, Premier Lig’e direkt geçişleri kolay olmuyor. Futbolcularımız Çağlar gibi önce Almanya’ya gidip, kendilerini gösterdikten sonra milli takımda düzenli oynamaya başlıyorlar ve bu sayede Premier Lig’e adım atabiliyorlar ya da Cenk Tosun gibi Süper Lig’de kendini ispatlayıp milli takımda yerini sağlama aldıktan sonra Ada’ya uçabiliyorlar. Anlayacağınız Avrupa’nın yolu yine Süper Lig’de süre bulmaktan geçiyor.

Almanya demişken…

Almanya’da da şartlı sınırsız bir uygulama var. Her takım kadrosunda en az 12 Alman oyuncu bulundurmak zorunda, aynı zamanda kadrodaki 8 oyuncunun da o takımın altyapısında yetişmiş olması gerekiyor. Takımlar bu şartları yerine getirdiği takdirde istedikleri kadar yabancı futbolcu transfer etme özgürlüğüne sahip.

Kurallara baktığımız zaman Türk oyuncuların en kolay transfer olabilecekleri ligin Bundesliga olduğu görülüyor. Kaldı ki Çağlar Söyüncü ve Ozan Kabak’ın ilk adımlarını Almanya’ya atmaları da bunu ispatlar nitelikte.

Futbolcular üzerinden örnekler

Dilerseniz konuyu bir de örnekler üzerinden ele alalım. Bildiğiniz üzere Cengiz Altınordu altyapısında yetişti. Genç yaşta Altınordu A Takımı’na yükselen Cengiz, TFF 1. Lig’de gösterdiği performansın ardından Başakşehir’e transfer oldu. Başakşehir’deki ilk sezonunda 43 maç oynayan, buranın altını çizmek istiyorum, toplam 43 karşılaşmada forma şansı bulabilen ve gösterdiği performansla Avrupa kulüplerinin ilgisini çeken Cengiz, Roma’nın yolunu tuttu.

Merih’in hikayesi ise çok daha farklı. Çocuk yaşta keşfedilen Merih, Fenerbahçe altyapısına katıldı. Alt yaş kategorilerinde başarılı bir performans sergiledi ve Fenerbahçe A Takımı’na kadar yükseldi. Fakat burada istediği şansı bulamayan Merih, rotayı Portekiz’e çevirdi ve Portekiz alt lig takımlarından Alcanenense’yle anlaştı. 6 ay burada oynadıktan sonra büyük takımların dikkatini çekti, Sporting Lizbon’a transfer oldu. Lizbon’un A takımında fırsat bulamadı fakat alt ligde mücadele eden Lizbon’un ikinci takımında gösterdiği performans adının duyulmasına yetti. Türkiye’deki takımların ilgisini çekti ve Alanyaspor tarafından kiralandı. Hikâyenin sonrasını zaten biliyorsunuz; Sassuolo, Juventus ve Milli Takım… Peki Merih Fenerbahçe’de kalıp süre bulamasaydı bugünkü Merih olabilir miydi? Bu sorunun cevabını da Merih’in altyapıda beraber oynadığı ve Fenerbahçe A Takımı’na beraber yükseldiği partneri Yiğithan Güveli üzerinden inceleyelim.

Merih Demiral Roma Juventus 01/12/20Merih Demiral Roma Juventus 01/12/20

Öncelikle şunu belirteyim, Fenerbahçe’nin Dereağzı’ndaki altyapı karşılaşmalarında bu ikiliyi defalarca izledim. Merih ve Yiğithan savunmanın ortasında beraber oynuyorlardı. Yiğithan da en az Merih kadar başarılıydı. Fakat Merih ayrılmayı tercih ederken, Yiğithan Fenerbahçe’de kaldı. A takımda fazla süre bulamadıktan sonra geçtiğimiz sezonun devre arasında Sadık Çiftpınar transferinde Yeni Malatyaspor’a gönderildi. Yarışma halinin ve sınırsız serbestinin etkisiyle Malatya’da da istediği süreleri bulamadı.

Elimizde birbirinden farklı 3 genç örnek var. Cengiz, Süper Lig’de oynayıp kendini gösterdikten sonra Avrupa’ya gitti. Merih, önce Avrupa’nın alt liglerine gitti, oynama alışkanlığı kazandıktan sonra Süper Lig’e döndü ve süre bulabildi. Sonrasında da kariyeri yükselişe geçti. Yiğithan ise istediği süreleri bulamadı ve maalesef arafta kalanlar arasına katıldı. Peki bu ‘araf’ sorununu nasıl çözebiliriz?

Çözüm önerisi

Yabancı kuralı üzerinde düşünürken çözmemiz gereken başlıca iki husus var. İlki futbolcularımıza nasıl daha fazla oynama imkânı sağlayabileceğimiz. İkincisi ise daha fazla sayıda futbolcumuzu Avrupa’nın büyük liglerine nasıl gönderebileceğimiz. Bu sorunların çözümleri aslında birbirine içkin zira Cengiz, Merih, Çağlar, Ozan ve Yusuf gibi örneklerde gördüğümüz üzere, futbolcularımız oynama fırsatı buldukça, pasaport dezavantajına rağmen Avrupa’ya transfer olabiliyorlar. Bu yüzden ilk soruna; yani genç futbolcuların Süper Lig’de nasıl daha fazla oynayabilecekleri konusuna yoğunlaşmalıyız.

Şartsız yabancı serbestisinin bu duruma yardımcı olmadığı ortada fakat kulislerde konuşulan 8+2+2 sisteminin de fayda getireceği meçhul. Bizim tedavüle koymamız gereken en önemli uygulama genç yerli oyuncu oynatma zorunluluğu olmalı.

Haberin devamı aşağıda

Yabancı oyuncu transferi tamamen serbest bırakılabilir ancak ilk 11’de 25 yaş ve altında 2 yerli oyuncu oynatma koşulu getirilirse bazı sorunlar çözülebilir. Öncelikle 18 takımın tamamı 2 genç yerli oyuncu oynatarak A Milli Takım için 36 oyunculuk doğal bir havuz oluşturacaklar. Bu havuz Almanya’da yetişen oyunculara bağladığımız beli çözebilir.

Bu koşulun getireceği bir diğer avantaj ise oynatacağımız genç oyuncuların yukarıdaki örneklerde olduğu gibi, kendilerini gösterdikten sonra Avrupa liglerine transfer olma ihtimalleri. Bu transferlerin sağlayacağı maddi katkı, kulüplerimizin içerisinde bulunduğu ekonomik darboğazı rahatlatabilir.

Fakat şunu akıldan çıkarmamak gerek; yaş sınırı koymadan getirilecek bir yerli oynatma zorunluluğu, yaşını almış, milli takıma verebilecek fazla bir şeyi kalmamış oyuncuların maaş çeklerinin şişmesinden başka bir işe yaramayacaktır. Yerli oynatma zorunluluğu gelecekse bu uygulama kesinlikle yaş sınırlamasıyla beraber gelmelidir. Aksi bir uygulama ülke futbolunu şu an bulunduğu konumdan bir adım dahi ileri götüremez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.